Perşembe, Aralık 22

ANNE SÖZÜYLE DİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE



Çok uzun zamandır bu yazıyı kaleme alsam mı, alsam da nasıl alsam neyi yazsam neyi yazmasam, nasıl anlatsam nerden başlasam diye düşünüp duruyordum ki, katettiğimiz yol, içime serpilen umut çiçekleri haydi yaz be Sinemim dedirtti, yaz ,belki ışık olursun, yaz belki bunalan bir anneye iyi gelir satırların.... Ve derleyip toparlamaya çalıştım bizim hikayemizi sizin için ama en çok da gün gelip kocaman yürekli koca bir adam olduğunda satırlarımı okuyup beni anlaması için Kadayıf kuzuma belge kalsın diye aldım sazı elime...

2001 yılının Nisan ayında kocaman gözleriyle etrafa bakarak ailemize katıldı Kadayıfcım. Öyle az uyuyan bir bebekti ki, o zaman herşeyimizi paylaştığımız, bebeğimiz hapşırsa yazdığımız, dostluğumuzun bugünlere ulaştığı anneler grubumuz vardı. Herkes bebesini uyutur, bilgisayar başında doğum sonrası depresyonunu atarken, ben oğluşum kucağımda laf yetiştirirdim onlara. Yenidoğan döneminde 2-3 saat uyuyan bebeklere sadece imrenirdim. Gecede 8-9defa uyanan gündüz de en uzun uykusu 20 dakikayı geçmeyen bir bebekti Kadayıfcım. 3,5 aylık olduğunda doğumsal olarak tek böbreğinin gelişmediğini ve ameliyat olması gerektiğini öğrendik. Ancak ameliyat olması için uygun kiloya gelmesi ve gelişmesi gerekiyordu. Tabakta böbreğe benzeyen kuru fasulye bile gördüğümde ağlardım, ne zor zamanlardı. Gelişim her yönüyle kusursuz ilerlerken, hareketlilik de o oranda artış gösteriyordu. Hem çok küçük olması hem de yaşadığı sağlık sıkıntıları ile biraz şımartmış olacağımızı düşünüp, afacan hareketli bir çocuk olarak etiketlemeyi tercih ediyordum o dönemlerde.

Kreş öncesi dönemde anneanne ile büyüdü, annem yazık not tutardı, 12 dakika uyudu, 21 dakika ile rekor kırdı bugün mucize oldu 33 dakika uyudu diye. Yemesi uykusu her zaman sıkıntılı bir bebek ve sonrasında da sıkıntılı bir çocuktu. İlk şikayetlerimiz kreşle başladı, 27 aylık kreşe başladığının daha ikinci ayında "çok hareketli" diye görüşmeye çağrıldık.

Babamız işinde iyi bir psikiyatrist olmasına rağmen, şunu anladım ki insanın kendi çocuğu karşısında akademik bilgisi devre dışı kalıyor. Ben de hareketliymişim, ben de yaramazmışım diye kendimizi oyaladık bir süre. Ta ki anaokulundaki rehberlik uzmanı ve anaokulu öğretmenimiz  birşeylerin ters gittiğini söyleyene kadar. Bazen için işinde olmak, çok okumak ve araştırmak sanırım pek işe yaramıyor, kafanızın gerisine itmek istiyorsunuz çocuğunuzla ilgili söylenenleri. 

"Evet çok zeki ama......" ile başlayan cümleler size övgüden uzak gelmeye başlayınca birşeyler yapmak farklı bir destek almak ihtiyacınız  da ortaya çıkıyor. O "ama" da öyle şeyler gizli oluyor ki aslında, oturup saatlerce düşündürüyor sizi.

Ve sonra ilkokul öğretmenimiz. Zaten hep söylerim ilkokul öğretmeninin insan hayatındaki yerini ve önemini. Kadayıfı bizden iyi analiz eden bir öğretmenimiz oldu şükürler olsun ki. Bugün bu noktadaysak katkısı öyle büyük ki. Çünkü dikkat eksikliği olan çocuklar hiperaktiviteyi de beraberinde taşıyorsa (nadiren sadece dikkat eksikliği olabiliyor) anlayışsız ve bilgisiz eğitimcilerin elinde "yaramaz", "sınıf düzenini ve kurallarını bozan", "haydut" çocuklar olarak etiketleniyor ve böyle olunca önce sabırsız öğretmenleri ve  sonra da arkadaşları tarafından dışlanıyor ve düzelme imkanı olsa bile bu süreç çok uzuyor. Dediğim gibi biz çok şanslıydık, çünkü bizim öğretmenimiz farklı olanı 24 kişiye uydurmaktansa farklılıklarından değer çıkartmayı Kadayıfı kazanmayı başardı, çok gençti, hatta başlarda itiraf etmeliyim ki, "eyvah nasıl anlayacak halimizi" diye iç geçirdiğim gençlik ve dinamiklikteydi ama hayatım boyunca unutamayacağım büyük destek gördüm kendisinden.

Ve sonunda terzi söküğünü dikemez diye anlaşılmasın ama çok çok güvendiğimiz bir çocuk psikiyatristine götürdük Kaymak kuzumuzu. Evet; aslında ötelediğimiz, kaçtığımız, konduramadığımız "Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite" meğer yıllardır bizimle yaşarmış da anlamazdan gelirmişiz.

Nedir ne değildir bu dikkat eksikliği;

Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, bireyin yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, istekleri erteleyememe (impulsivite) ve dikkat sorunları  ile kendini gösteren bir psikiyatrik bozukluktur (APA 1994).

Bilimsel tanımı ile aynen yukarıda yazıldığı gibi peki anne gözüyle nasıl mı?

Anne olarak bunlar dikkatinizi çekiyor mu?

“Söylediklerim bir kulağından girip diğerinden çıkıyor ”
Bunu diyor musunuz kendinize sıklıkla, anne sağırı derdim ben Kadayıf'a birşeyi bin kere söylersin duyar ama duymaz.

“ Bilgisayar başında saatlerce oturabiliyor ama ödev başında en çok 10 dk ”
İstediği keyif aldığı işleri saatlerce yapar, PS karşısında saatlerce aç susuz zaman geçirirken iki satırlık ödev saatler sürer(di). 

 “Çok sık eşya kaybediyor”
Rekor düzeyde kayıp yaşadık biz yıllarca yeni yeni düzene girdik, öyle iki kalem bir silgi değil, montlar, tshirtler daha neler neler.


"Eli ayağı kıpır kıpırdır, ya konuşur ya ses çıkartır, sıra bekleyemez, yürümesi gereken yerde koşar."
Şöyle bir sakin dur be çocuk,  birşey anlatacak eli yağı durmaz.dinlerken siz yorulursunuz öyle ki yani.

Önce teşhis kondu, zaten tahmin etsek de güvendiğimiz birinden dinlemek bize daha iyi geldi. Sonra en en en önce benim değişmem yol katetmem gerekiyordu ki daha bunun için çok gidecek yolum olduğunu düşünüyorum. İlaçla yola devam edebilsek şüphesiz daha kolay olacaktı daha az yıpranacaktık belki ama hem düşük kilolu olması hem de böbrek sıkıntısı yaşamış olması sebebiyle ilaçsız başarmak zorundaydık.

Zafer kazanmış kumandan edasıyla bağırmak istiyorum ki; BAŞARDIK. Daha yolumuz uzun ama öyle bir yol bıraktık ki arkamızda benim için çok uzun, çok engebeli ama çok da kıymetli bir yol. Gün olur birilerine ışık olursa bu yol diye iç dökmek istedim buraya.

En büyük ilacınız herşeyde olduğu gibi " ona zaman ayırmak", birebir ilişki kurmak ve davranışlarının yaramazlık, şımarıklık, taşkınlık olmadığını dürtülerini kontrol etmekte güçlük çektiğini bilip O'na ona göre davranmak.

Mevcut sevimsiz iş tempom devam etseydi elbette bugün geldiğimiz noktaya gelemezdik. İşten ayrılmamın altında yatan en temel sebeptir Kadayıf kuzum. O'na daha çok zaman ayırmak,  sabrımı O'na verebilmek.

Bu arada beni de bilen bilir, "sabır" kelimesi sözlüğümde neredeyse yoktur. Tez canlılığımla tanınırım ama işte yavaş yavaş onu da öğrendim, öğreniyorum. 

Bu aralar O'na bağırdığım zamanlar için vicdanımla zorlu bir savaş geçirmekle meşgulüm, bunu  bir sıkıntı olarak kabul edemeyip şımarıklık, yaramazlık olarak algılayıp, O'nu anlamadığım günler için çok üzülüyorum. Neredeyse kopma noktasına getirdiğim ilişkimiz için, kaybettiğmiz ve O'nunla keyifle geçiremediğimiz çocukluk günleri için iç sıkıntısı duyuyorum. Ağlıyorum kimi geceler, kimi geceler kimselere okumadığım birgün basacağım bir kitap taslağı olacak sayfalara karalıyorum O'nu nasıl incittiğimi. Anlamadığımı, anlayamadığımı.

Birlikte çalışmaya başladık artık, ilk başlarda tolere edemediğim şeylerle, gülerek eğlenerek başettik. Koskoca  5.sınıf öğrencisi çocuk, çalışma masasının masa kısmında tünemiş halde fen çalışırken eskiden olsa deliye dönerdim herhalde şimdi, kimi zaman ben de çıktım masanın üzerine, kimi zaman 5 dakika çalışıp yatakta tepişerek attık enerjimizi. 

Dilinizi ısırın ama artık; kitap okuyan, notlarında inanılmaz yükselme olan, davranışlarını hızla kontrol etmeyi öğrenen, uzunca bir süre dikkatini toplayabilen bir Kadayıfın anasıyım ben:))

Sabırla koruk helva olurmuş derler ya; işte bizim Hiper Kadayıf'ta adam olma yolunda hızlı adımlar attı. 

Daha çok yolumuz var katedecek, ben biraz daha sabrı öğrenmeliyim, halen bazen yükselen sesimi terbiye etmeliyim. Hayatta her istediği zaman O'nun istediği kadar desteği vermeye hazır olduğumu her fırsatta O'na ifade etmeliyim.

Çok uzun oldu biliyorum ama belki ışık olur belki bu gece bu satırlarla bir anne daha rahat uykusuna dalar. Ne zamandır içimi dökmek istiyordum.

""Amerikan Psikiyatri Birliği’nce Tanımlanan Dikkat Eksikliği Ölçütleri
1.Belirli bir işe ya da oyuna dikkatini vermekte zorlanır.
2.Dikkati kolayca dağılır.
3.Dikkatsizce hatalar yapar.
4.Başladığı işi bitiremez.
5.Kendisiyle konuşulurken dinlemiyormuş gibi görünür.
6.Görev ve etkinlikleri düzenlemekte zorlanır.
7.Yoğun zihinsel çaba gerektiren işleri yapmaktan  kaçınır (ev ödevi, okul aktiviteleri gibi).
8.Etkinlikler için gereken eşyaları kaybeder.
9. Günlük etkinliklerde unutkandır.
Bunlardan en az 6’sının, en az 6 aydır, birden fazla ortamda görülüyor olması durumunda dikkat eksikliği olabileceği düşünülür.
Amerikan Psikiyatri Birliği’nce    Tanımlanan Hiperaktivite Ölçütleri
1. Eli ayağı kıpır kıpırdır.
2.Oturduğu yerde duramaz.
3.Gereksiz yere sağa sola koşturur, eşyalara tırmanır.
4.Sakince oynamakta zorlanır.
5.Sürekli  hareket eder ya da sanki motor takılmış gibidir.
6.Çok konuşur.""


Hiçbirşey çözümsüz değildir hayatta, nerden baktığınız ve nasıl baktığınızı bilirseniz. Şükürler olsun ki; işten ayrılacak ve çocuklarıma daha çok zaman ayıracak imkanım vardı ve şükürler olsun ki, her zaman yol gösteren, destek olan bir eşim. Oğlumu yeniden kazandım diyorum tüm açık yürekliliğimle, şimdi boşa geçirdiğimiz, belki de yok yere O'nu kırdığım zamanların acısını çıkartma zamanı.

Robot değiliz hiç birimiz, elbette sınırı var sabrımızın ama ben hiç bir zaman buna bir sıkıntı gibi bakamadım, ta ki işten ayrılıp çocuğumla ilişkim bitiyor birşeyler yapmalıyım çanlarım çalana dek.

Dinliyor gibi görünmeyi bırakıp O'nu gerçekten dinlemeye başladım, O'nu duymaya başladım işin gerçeği. Birçok yerde okuduğum birkaç ipucu da sabırla beraber işimizi kolaylaştırdı elbette. Kronometre çalışması yaptık, başlarda 7 dakika masanın üzerinde otururken hergün biraz arttırma oyunu oynadık söylemesi onur verici belki de inanılmaz ama bugün 126 dakika dağılmadan ders çalışabiliyoruz.

Adını koyun, kabul edin, sabredin, onu anlayın, sabredin, ona zaman ayırın, sabredin ,sevgiyle yaklaşın, kendinizi onun yerine sıklıkla koyun, sabredin....


Umarım birçok annenin sesi olmuştur satırlarım, birçok anneye de ışık olmuştur umarım.



En dip bir not: Canım Kadayıfım, eşek gözlü oğlum; beni büyütmek için, beni olgunlaştırmak için gönderildin biliyorum, artık "sabır" sözlüğüme yavaştan girmeye başladı. Gelişimin çaban ve adam gibi adam olma yolunda hızla ilerkerken attığın adımlarla gurur duyuyorum. Gün olur kocaman olur okursan bunları, güler geçeriz birlikte. Seni çok ama çok seviyorum...

















13 yorum:

neselihaller dedi ki...

bu harika bir yazı olmuş..bunu daha çok anneye ulaştırmanızı öneririm...dikkat eksikliği ve hiperaktivite günümüzde daha sık karşımıza çıkıyor ya da artık bu duruma teşhis konabiliyor. Bizim de yakın çevremizde aynı şeyi yaşayan aileler var. Sabır ve sevgi herşeyin ilacı oluyor. Çocuk ergenliğe girdiğinde aşılmış olan bazı sorunlar yine canlansa da temel sağlam atıldığı için kolay kontrol altına alınabiliyor. genelde kendini ve dürtülerini kontrol edebilen hiperaktif çocuklar daha başarılı olabiliyorlar. Sevgilerimle

Sitare dedi ki...

Bu yazının en az yarısında bizi buldum.uyku sorunu,okul sorunu çokça benzeşiyor.2.sınıfta hocamız adı geçen taniyi koydu .ancak ben buna inanmadım.rezil bi herifti.sorunu da teşhisi de biz koyduk.kasım ayı doğumlu çocuğu okula yazdırmış ve hata etmiştik.oğlum aslinda hâlâ oyun çocuğuydu.berbat günlerdi.okumayı zor söktü,kalem tutmayı beceremedi vs.

Seni çok ama çok iyi anlıyorum.inşallah cabamız sonuç verir.hem senin oğlan hem benim oğlan ileride göğsümüzü kabartir

architect dedi ki...

Ortam müsait olsa ağlayacaktım,gözlerim doldu,çok güzel bir yazı olmuş,iyi ki işten ayrılmışsın,iyi ki onu desteklemişsin,zor günlermiş ama ana-oğul üstesinden gelmişsinz,ikinize de tebrikler ve sevgiler.

Adsız dedi ki...

Tam bu günlerde nette bu konuyu araştırırken sizin kaleme almanız harika oldu.Benim bu yıl 1. sınıfa başlayan kızımda yaşıyorum bazılarını ama öğretmenimiz öyle bişey olmadığını söylüyor 15 tatili iple çekiyorumm muhakkak bir psikolog dan yardım alıcamm.Sizin yazdıklarınıza göre hiperaktivite nin ölçütleri %90 tutuyor.Hayırlısı bakalım Ayfer

Yazgüneşi dedi ki...

aferin ortak
bravo sana
zırzır ağlattın ya
hayret bişiy yaaa
nck nck nck..
güzel kadın
seviyorum seni

Hayat İzlerim dedi ki...

Aynı sorun bizde de var ve dediğin gibi kabullenmek önemli, oğlum 3. sınıfta bu yıl ama ilk iki yıl neler çektim bir bilsen. Şimdi çocuk aştı kendini, daha da iyi olacak. Biz annelere özellikle çok önemli görevler düşüyor. Sabır özellikle, yaşam biçimimiz olmalı. Blog ortamını bu yüzden seviyorum, yaşadıklarımızı paylaştığımız için. Sevgiyle kal ...

İkiz Annesi dedi ki...

Canım öncelikle geldiğiniz nokta için maşallah diyeyim.
Bir çok anne için yol gösterici olacaktır yazdıkların eminim.Bol sabır diliyorum.

Kadayıf Kuzunun böbrek problemi olduğunu bilmiyordum Allah şifasını versin canım:(

Deniz dedi ki...

geçen gün tesadüfen seyretmiş ve çok beğenmiştim, seninle bi video paylaşmak istiyorum arkadaşım

http://www.youtube.com/watch?v=Wv49RFo1ckQ&feature=share

karışık_pizza dedi ki...

yazı bir harikaydı bu konuda tebrik ederim seni.
ayrıca verdiğin bilgiler beni çok etkiledi.emin ol bunları beynimin bir yerine yazdım ve zamanla oğlumda deniycem.henüz ikibuçuk yaşında ama yazdığın bazı belirtiler beni düşündürmeye başladı bile...
bu arada oğlunla bağlarının yeniden güçlenmesine sevindim.
verdiğin bilgiler için teşekkürler.

Kaymaklı Kadayıf dedi ki...

@ Neselihaller;çok teşekkürler güzel yorumun için, evet ben de daha çok insana ulaşsın istedim zaten istediğiniz gibi link verebilirsiniz.

@ Sitare; sevgim sabırherşeyin ilacı biraz daha yolumuz var gidecek.

@ achitect önce hoşgeldin sonra teşekkürler:))

@ Ayfer; psikolog değil önce bir psikiyatristin tanı koyması daha kolay olur nacizane önerim.

@ Yazgüneşi; sev beni sev:))

@ Hayat İzlerim; sabır herşeyin ilacı ama daha katedecek çok yolum var halen pilimin bittiği anlat oluyor.

@ İkiz Annesi; çok teşekkürler

@ Deniz; delirdim videoya bayıldım hatta:))

@ Karışık Piza çok teşekkürler içten yorumun için.

sesiber dedi ki...

Nasıl güzel bir annesin sen! Kimse bir çocuğu olur olmaz gökten gelen vahiylerle çocuk büyütmüyor. Çoğumuz deneme yanılma ile öğreniyoruz ve bu süreç onlar ne kadar büyürse büyüsün hep sürecek. Senin bahsettiğin en can alıcı nokta, çocuğuna olumsuzlukları da kondurabilmek. Bunu evham derecesinde yapmadığımız sürece çok gerekli. Geçmişe takılma. Onların öyle büyük yürekleri var ki, sevginin, güvenin, alakanın kazıdığı izler diğer izleri bastırır. İnşallah kocaman, önemli bir adam olur ve senin içtenlikle yazdığın bu satırları okur. Çok büyük yol katetmişsiniz gerçekten.
Çok sevgiler Sinemcim...

∂єкσяαρѕυωαѕуση dedi ki...

yüreğinize sağlık, oğlunuz çok şanslıymış sizin gibi bir ailesi olduğu için farkedilmeden yaramaz olarak yaftalanan. yazık ne çok çocuğumuz var kim bilir! yazınızdan sonra çok fena düşündürdü!! iyi yaptınız yazmakla..

edanik dedi ki...

oğlum 5 yaşına girecek ve inanılmaz zor büyüdü...tek steğim onu yormadan,üzmeden büyütebilmek.belirtiler bizde de var.ankarada götürebileceğim,sizin götürdüğünüzde olabilir iyi bir psikiyatris varsa çok sewınırım.
eda....edanik@hotmail.com